Varoluşçu terapi, doygun ve otantik bir şekilde yaşamanın yolunun, hayatımızın bize getirmiş olduğu zorluklar ve sınırlarıyla yüzleşmek olduğunu öne sürer. Sınırları kabullenmek ve seçim yapıyor olmanın sorumluluğunu almak bu yoldaki en önemli adımlardır. Varoluşçu terapi, kendinizi ve yaşam koşullarınızı netleştirmeyi ve de zorlandığınız yaşam krizleri ve ilişkileri anlama konusunda yardımcı olmayı hedefler. Bununla birlikte, en çok da kişinin kendine dair daha derin bir anlayış geliştirmesini hedefler. Bu derin bir anlayış geliştirmeyi hedeflerken Edmund Husserl’in geliştirmiş olduğu fenomenoloji yöntemini kullanır. Varoluşçu terapi, analizanın getirmiş olduğu semptomu sönümlendirmeyi değil, bu semptomun analizanın dünyasında nerelere tekabül ettiğini anlamlandırmaya çalışır.